Dolar : Alış : 5.4345 / Satış : 5.4443
Euro : Alış : 6.1114 / Satış : 6.1224
HAVA DURUMU
hava durumu

igdir15°CParçalı Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 20 Kategoride 411 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

KIRK ASIRLIK TÜRK YURDU ANADOLU’DA TÜRK ADI KİMLERE DOKUNUR?!

16 Ocak 2016 - 1.065 kez okunmuş
Ana Sayfa » Kültür Sanat»KIRK ASIRLIK TÜRK YURDU ANADOLU’DA TÜRK ADI KİMLERE DOKUNUR?!
KIRK ASIRLIK TÜRK YURDU ANADOLU’DA TÜRK ADI KİMLERE DOKUNUR?!

TÜRK KANLARIYLA SULANAN COĞRAFYALARDAN KOŞTUK ANA VATANA…

KAPKARA 20. YÜZYILDAN YENİ BİR SOYKIRIMIN EŞİĞİNDE 21. YÜZYILA

 

“Tarih ne güzel aynadır. İnsanlar, özellikle ahlâkla gelişmemiş

kavimler, en büyük kutsal kavramlar karşısında bile hasis duygulara

tâbi olmaktan nefislerini men edemiyor. Tarihin sinesine geçen büyük

hâdiselerde bu hadiseler içinde uygulayıcı ve etkili olanların hâl

hareket ve muameleleri onların ahlâk seviyelerini ne açık

gösterir”.1915 Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Bilim ve teknolojinin zirveye çıktığı 20.yy Türkler için kapkara bir yüzyıldır. 18.yy ortalarından başlayarak 1.Dünya Savaşı öncesi, savaş esnasında ve sonrasında Kırım, Kafkasya, Balkanlar, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da büyük bir Türk soykırımı yaşanmıştır. Türkleri yaşadıkları coğrafyalardan söküp atmak isteyen Haçlı zihniyeti, ayaklar altına alınan insanlık onuruyla inanılmaz katliamlara, vahşete, zulüme ve mecburi göçlere imzasını atarak yürüttüğü “Irklar Savaşı”nı kazanmıştır. Kana doymayan emperyalist zihniyet Balkanlarda, Kırım, Kafkasya’da kazandıkları ile yetinmeyerek , yüzbinlerin göçlerle akın akın geldiği anavatan Anadolu’yu işgal ederek Türk varlığını silmek için katliamlarına devam etmiştir.

Bir yangın gibi taşıyıp durduk,
Kederi ve acıyı göğsümüzde.
Yer gök duman içindeydi sanki ,
Genzimizi yakıyordu ayrılıklar.

2.Viyana kuşatması başarısızlıkla sonuçlanınca Osmanlı ordusu tarihinde ilk kez geri çekilmiştir. Avusturyalılar Üsküp’e gelerek şehirde yaşayan Türkleri kılıçtan geçirmiş, kurtulanlar göçerek İstanbul’a gelmişlerdir.1687 yılında yaşanan bu olay Rumeli’den Anadolu’ya yapılan göçlerin başlangıcını oluşturmuştur.

Osmanlı Devleti’nin toprak kayıplarının artmasıyla 1700-1774 yılları arasında göç hareketleri hızlandı. Bu göçler Kırım’dan, Kafkasya’dan, Yunanistan’dan, Yugoslavya’dan, Doğu Türkistan’dan gelerek Anadolu üzerinde toplandı.

1772 yılında Kırım Ruslar tarfından işgal edildi ve acımasız yöntemlerle 35 bin Kırımlı Türk katledildi. 500 bin kişi Kırım’dan ayrılarak Anadolu’ya ve Balkanlar’a göç etti(1785). Rus zulümleri ve göçler uzun yıllar devam etti. 1860 yıllarında göçlere Nogaylar da katıldı ve 227.627 kişi daha göç etmek zorunda kaldı. Nogaylarla birlikte 1864 yıllarında göçmenlerin sayısı 700 bin oldu.

Çorbaya katsan tat vermez Dobruca tuzu.
Kiminin kalmış anası,kiminin kızı.
Geldi davuldayıp vapur limana ulaştı,
Bekleyen akraba,soysop zur-şuv ağlaştı.
Biz vapura bindikten sonra köpürdü deniz,
Adımızı unutun “muhacir” deyiniz.

Kuzey Kafkasya’da ilk Rus akını 1768’de oldu.Halk Ruslara karşı savaştı ancak sayıları yetersizdi, yenildi,göç başladı. Bir milyondan fazla göçmenin büyük bir kısmı yollarda öldü. Anadolu’ya 600 bini gelebildi. Göçler devam ederken 1877 Osmanlı –Rus Savaşı başladı. Yeniden 500 bin kişi Kafkasya’dan Anadolu’ya göç etti.

“Hıristiyanlara huzur! Konsoloslara saygı! Türklere ölüm” çığlıklarıyla Mora’da başlayan 1821 Yunan ayaklanması Balkanlarda Türklerin topluca öldürülmesi ve sürülmesi ile ilgili süreci başlatan, tüm Balkan ülkelerine model olan ilk harekettir. Bu isyan hala batı ders kitaplarında Yunanlıların Türk yönetimine karşı kahramanca isyanı olarak anlatılır.

Mora’da yaşayan 30 bin Türk’ün çoğunluğu iki ay içinde kıyımdan geçirilir. Yunan çeteleri ve köylüleri her Türkü, çocuk, kadın, hasta demeden doğruyorlardı.”Hiç bir Türk kalmayacak!Ne Mora’da ne dünyada” şarkısı ağızdan ağıza yayılırken kentlere kaçabilenler dışında bir tek Türk bırakılmamıştı. Bu bir soykırımdır. Amerikalı tarihçi Justin McCarthy “Ölüm ve Sürgün” kitabında burada 25 bin Türk’ün öldürüldüğünü yazar.

Olaylarin İstanbul’daki yankıları çok büyüktü.Her gittiği yere Türklerin adaletini ve hoşgörüsünü taşıyan, geniş bir coğrafyaya yayılan Osmanlı Devleti’nde Türkler diğer milletlerle kardeşçe, barış ve adalet içinde yaşamışlardı.Türkler birlikte yıllarca yaşadıkları, şefkatle davrandıkları komşuları tarafından amansız, acımasız, hunharca bir saldırıya maruz kalmışlardı. Padişah Mahmut bu katliamlara tepki olarak Kayseri, Edirne, Trabzon piskoposları  ile İstanbul’daki patrik Gregorius’un idam fermanını verdi. Patrik Fener’deki patrikhanenin “Orta Kapısı”nda asıldı ve yaftası göğsünde üç gün teşhir edildi.(Günümüzde üzerinde çok konuşulan,o günden bu güne aynı kapıda bir müslüman din yetkilisi asılmadıkça açılmayacağı söylenen kapalı kapı budur.)Rusya ile İngiltere arasında yapılan antlaşma ile bağımsız Yunan Devleti kuruldu ve Müslüman halkın, Türklerin Yunanistan’dan çıkarılması kararı alındı. Osmanlı Devleti bunu tanımadı. Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa komutasındaki ordu Mora’ya çıktı. Bunun üzerine İngiliz, Fransız ve Rus gemileri savaş ilanına gerek görmeden donanmamıza ansızın saldırdılar, 8 bin denizcimiz öldürüldü. Rusya hala Yunanistan’ın bağımsızlığını kabul etmeyen Osmanlıya savaş açtı. Osmanlı yenildi. Yaklaşık 262 bin Türk bu savaşta katledildi. İmzalanan Edirne antlaşması ile Yunanistan’a bağımsızlık, Sırbistan’a özerklik verildi.

Zulüm bırakmadı peşimizi hiç,
Biz gittik o buldu izimizi.
Konar göçer olduk yedi iklimde,
Tanığımızdır dağlar taşlar.

Her Balkan halkına aynı topraklarda yaşayan Türk ve Müslümanları sürme, yok etme işareti verilmişti. Özerkleştirilen Sırbistan’daki Türkler de sürüldüler.Katliamlardan kaçabilen, kurtulabilenlerin büyük bir kısmı da göç yollarındaki saldırılardan, hastalık ve açlıktan öldüler. Tarihe 93 Harbi olarak geçen bu savaşta toprak kayıplarından çok daha korkunç ve acı olanı Türklerin toptan kıyıma, sürgüne tabi tutulmalarıdır.

Bulgaristan Türklerin en yoğun yaşadığı Balkan ülkesiydi. Savaştan önce Türk nüfus toplam nüfüsün yarısını oluşturuyordu.Tarihi kaynaklar bu nüfusun 1 milyon 500 bin olduğunu söylüyor.

Rus ordusu ve Bulgar çeteleri kurulması hedeflenen Bulgar Devleti’nin slav çoğunluğa dayanması fikriyle korkunç katliamlar ,yağma saldırıları düzenlediler.Türklerin dehşete kapılıp topraklarını terk etmeleri için her türlü şiddete, rezilliğe başvurdular.

Kafileler halinde Anadolu’ya kaçmaya çalışan Türkler yolları kapadılar, cepheye asker ve malzeme taşıması gereken vagonları doldurdular. Batılı devletlerin konsolosları bağlı oldukları bakanlıkları olaylar hakkında günü gününe bilgilendirmişler,bu büyük soykırım bu devletlerin gözleri önünde işlenmiş ancak üstü örtülmüştür.Çünkü öldürülenler TÜRK’tür.

Süleman senin kaşın gözün yay mıdır?..
Teneşirden akan sular kan mıdır?
Sülman gibi şu Kırçma’da var mıdır?
Kıymayın canıma ben dünyama doymadım,
Eller gibi ben ecelimden ölmedim.

1885-1923 yılları arasında Türkiye’ye 500 bin kişi göç etti. Balkanlarda Türklere uygulanan zulüm ve göçler günümüze değin aralıklarla devam etmiştir.

Romanya toprakları Osmanlı İmparatorluğundayken Besarabya ve Kırım’dan onbinlerce Türk buraya yerleşmişti.1806-1812 Osmanlı- Rus Savaşları’nde Rus orduları Tuna’yı aşarak ilerlerken Türkler yeniden katledildi ve göç yollarına düştü.

93 Harbi Rumeli’yi darmadağan ederek Rumeli Türklerinin günümüze kadar devam eden faciasının başlangıcı olmuştur.Bu savaşta acımasız katliamlar yapılırken  Türk insanı imkansızı başarmak için elinden geleni yapmıştır.Osman Paşa’nın Plevne savunması dillere destan olmuştur.

Balkan Savaşı öncesi soykırım göçlerinin önemli bir bölümü Ege’deki Türk adalarındandır. Girit adasında 1878-1898 yılları arasında 175.900 müslüman, Türk göç etmek zorunda kalmıştır.

Osmanlı- Rus Savaşı’nın başlamasıyla Ruslardan yardım gören Sırplar Türkler üzerindeki şiddet ve baskıyı arttırdılar.150 bine yakın Türk Sırbistan’dan çıkarıldılar.1908-1923 arasında 300 bin Türk Anadolu’ya gelmiş,göçler daha sonraki yıllarda da devam etmiştir.

Balkan Savaşları öncesi İngiltere ile Rusya  anlaştı. Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ da Rusya’nın aracılığıyla anlaşarak , Osmanlı’nın ordusunu terhis etmesini fırsat bilerek Osmanlı’ya savaş ilan ettiler.1912-1913 Balkan Savaşları’nda yenilen Osmanlı Devleti Avrupa topraklarının % 83’ünü,Avrupa’daki nüfusunun % 69’unu kaybetmiştir.Soykırımlarla birlikte Rumeli’de Osmanlı uygarlığının izleri olan tekke, zaviye, han, hamam, hastane, çeşme,köprü gibi yapılar da yerle bir edilmiştir.

Yer altı zenginlikleri nedeni ile Doğu Tükistan’da bir çok istilaya uğradı.1917’de 20 bin kişi önce Tibet’e,sonra Hindistan’a sığındı.

Bu kazanımların coşkusuyla, 1.Dünya Savaşı bitiminde Sevr dayatmasıyla Anavatanımızı  işgal ederek katliamlarına devam eden Haçlı zihniyeti, işbirlikçi gerici ve bölücü güçler, Samsun’dan Anadolu’ya bir güneş gibi doğan Mustafa Kemal ve Kuvay-i Milliye hareketinin önderliğinde başlayan İstiklal Savaşı ile hak ettikleri cevabı aldılar. Yenilmiş, tükenmiş bir imparatorluğun küllerindenTürkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Türk Milleti, emperyalist haçlıların sömürdüğü mazlum milletlere örnek oluyor ve cesaret vererek bağımsızlık ateşlerini yakıyordu.

“Tarih’i yapan akıl,mantık,muhakeme değil,belki bunlardan ziyade hissiyattır.Düşmanlarımızın uzun asırlarla tekasüf eden hissiyatını ,yalnız bugünkü hadiseler ile silebileceğimizi zannetmek,hakikati ifade etmek olmaz.”(.15.03.1923)diyerek bizi uyaran Atamızın bu sözlerini hiç unutmayalım.

Bize kin,intikam,yok etme duygusu besleyen ülkelerin  suni yakınlaşmalar ile bizi aldatmalarına izin vermek yok oluşumuza neden olur. Mustafa Kemal Atatürk  sık sık tarih bilincinin öneminden söz etmiştir. Atamızın ölümünden sonra, iktidarları ele geçiren emperyalist işbirlikçilerin  bizzat onun yazdırdığı tarih ve ders kitaplarını değiştirdiğini, Amerika’nın Lozan antlaşmasını imzalamadığını, Ebedi Başkomutan Gazi Mustafa Kemal’in  hiç bir batı ülkesi ile ittifaka girmediğini, Birleşmiş Milletlere üye olmadığını, Türklük bilincine ve Türkçeye verdiği değeri, Türk Milleti’nin eşi benzeri olmayan bir soykırıma uğradığını, denk bütçenin önemini, ekonomik bağımsızlığını kaybeden milletlerin ulusal bağımsızlığını da kaybedeceklerini, bu nedenle ülkemizde ki yer altı ve yer üstü zenginliklerinin  özelleştirme adı altında sömürgeci haçlılara  peşkeş çekildiğini, Türk çocuklarına ve gençlerine kimse anlatmaz, anlatmak isteyene izin verilmez, ısrar ederse katledilir. 11. yy. Haçlı seferlerinden bu yana batı dünyasının tek hedefi, Anadolu’nun Türksüzleştirilmesi projesi, bugün ”Yeni Osmanlıcık”,  ”Yeni Anayasa” dayatması ile gerçekleştirilmektedir.

Ufku kapkara saran bu sisler, Türk Milleti  Atasının izinde yürümeye ve yaşamaya başladığı an dağılacaktır, inanıyorum. Sadece ufku değil ötesini görebilen  eşsiz lider Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleriyle yazımı sonlandırıyorum.

“Türklerin vatan sevgisiyle dolu olan göğüsleri düşmanların melun ihtiraslarına karşı daima demirden bir duvar gibi yükselecektir.” 1921

Tekerrür eden tarihte görev sırası sendedir Büyük Türk Milleti.

 

Nuray Türk Günay

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika